Dünyanın en iyi grafik tassarımcılarından biri olan David Carson için şu hikaye anlatılır. Surf ile yoğun alakalı olan Carson eskiden bir dönemler grafik yapmıyormuş ve surf yelkeni için başkasına grafikler tasarlatmış. Fakat çıkan sonuçları görünce bu işi ben bile daha iyi yaparım deyip kendi yelkeni için birşeyler yapmış. Sonuç o kadar iyiymiş ki adam içindeki cevheri böyle farketmiş. Benzer bir hikayeye geçtiğimiz yıllarda bizzat şahit olmuştum. Bir dergi grubundaki grafikerle tanışmıştım. İşin patronu grafikerle beni tanıştırırken� asıl mesleği ciğerciliktir ama biz grafiklerini daha çok beğeniyoruz� demişti. İşlere baktım gayet şık mizanpajlardı.
Shareware Yazılımlar : Shareware yazılımlarda ise 'kullan, eğer beğenirsen bana belli bir miktar para gönder' felsefesi geçerlidir. Bu miktar genellikle 10-20 ABD doları mertebesindedir. Shareware yazılımlar kaynak kodları ile birlikte dağıtılmayabilirler. Programı alan kişi, belirli bir süre (1 ay gibi) kullanır, eğer kullanmaya devam ederse bu parayı gönderir. Ancak, burada zorlayıcı bir mekanizma yoktur. Yine programı kullanırsınız ama para ödemezsiniz. Bazı durumlarda, kullandığımız shareware program, süresi dolunca çalışmaz. Çoğunluk böyle programlara para ödememektedir; ancak, 'Shareware' felsefesi her geçen gün daha fazla yerleşmektedir. Bir shareware yazılıma 10-20 dolar ödediğinizde aslinda pek çok şey kazanırsınız. Bunlar:
* Para ödenmeden kullanımda programın bazı kısımları çalışmaz ya da çok kısıtlı çalışır. Bunun önüne geçmiş olursunuz.
* Programın ilk çalıştırılışında ve daha sonra belirli aralıklarla ekrana gelen ve programın satın alınmadan (Unregistered) kullanıldığını belirten can sıkıcı mesajlardan kurtulursunuz.
* Programın bundan sonraki tam fonksiyonlu yeni sürümlerini uzun bir sure bedavaya alabilirsiniz.
* Programla ilgili çok iyi bir dökümantasyona ve yardım ortamına sahip olursunuz.
* Belki de en onemlisi, programı yazan kişiye emeğinin karşılığını ödeyerek onu bir anlamda programı geliştirmesi ve yeni ürunler ortaya çıkarması konusunda teşvik etmiş olursunuz.
Eğer ödeme imkanınız varsa, sürekli kullandığınız 'shareware' programlar için bu az miktardaki paraları ödemek programları daha verimli kullanmanız açısından çok önemlidir.
e-para, tam olarak, kullandığınız bilgisayarın sabit diskinde sizin adınıza bulunan, ve internet (web) üzerinde yaptığınız alışverişlerde harcayabileceğiniz paradır. Siz harcama yaptıkça, harcadığınız miktar toplamdan düşülür. e-para kullanımı pek yaygın değildir. Ancak, gelecekte sık kullanacağımız bir araç olabilir. Aşağıdaki satırlar bazılarımıza şu an bir fantazi gibi gelebilir. Temel olarak, gidip, e-para servisi veren bir bankadan, kredi kartımızla ya da peşin ödemeyle, bir miktar e-para alıyoruz. Daha sonra, banka bu miktarı bizim bilgisayarımıza transfer ediyor.Internet (web) üzerinde bir alışveriş yaptığımızda da, eğer burada e-para geçiyorsa, sipariş formunda e-para ile ödeme yapılacağını belirtiyoruz. Miktar otomatik olarak bilgisayarımızdaki miktardan düşülüyor. Bütün bu işlemler, e-para servisi veren bankamızdan da kontrol ediliyor. Bazı uygulamalarda, e-para ödemesi doğrudan bankadan yapılıyor. Bu durumda, size bir e-posta mesajı ile, ilgili siparişi alıp almayacağınız soruluyor. Böylece, alışverişlerde, fiziksel olarak alışageldiğimiz para dolaşımı ortadan kalkıyor.
Web 2.0 ın karmaşık ve evrim geçiren teknolojinin şemasında hizmet sağlayıcı programları, içerik sendikaları, ileti gönderme iletişim kuralları, tarayıcıların için eklemeler ve yamalar, ve kullanıcı programları bulunmaktadır. Bu farklı ama birbirine bağlı yaklaşımlar Web 2.0 a bilgi depolama, yaratım, ve yayılma olanaklarını daha önceden İnternet (web) sitelerinden beklenenden çok daha detaylıca yapabilmektedir.
filFIRM 4 farklı modülde ihtiyacınıza göre konfigüre edilebilir.
Web Tasarımı Ankara | Fil Bilişim© | 2008. Tüm hakları saklıdır.